Psikolojik Danışmanlık

Matematik sınavında aklınız neden boşalıyor?

Bildiğiniz halde sınavda donup kalıyorsanız nedeni bilgi eksiği olmayabilir. Çalışma belleği nasıl dolar, sınavdan önce ve sınav sırasında neler yapılabilir?

Konuyu biliyorsunuz, sorular evde çıkıyordu, ama sınav kâğıdı önünüze gelince her şey silindi. Formül aklınıza gelmiyor, aynı satırı üç kez okuyorsunuz, saate baktıkça daha da geriliyorsunuz. Sınav bitip salondan çıkınca da cevaplar birden aklınıza geliyor. Bu deneyim sandığınızdan çok daha yaygın ve bir bilgi eksikliğinden çok, zihnin baskı altındaki işleyişiyle ilgili olabilir.

Akıl neden boşalır?

Bir matematik sorusunu çözerken beynin çalışma belleği denen kısmını kullanırız. Burayı zihnimizdeki küçük bir çalışma masası gibi düşünebilirsiniz: verileri, ara sonuçları ve işlem adımlarını kısa süreliğine burada tutarız.

Kaygı bu masaya davetsiz bir misafir gibi oturur. “Yetişemeyeceğim”, “Herkes yapıyor”, “Ya düşük alırsam?” gibi düşünceler de yer kaplar. Sorunun kendisine ayrılan alan daralır. Araştırmalar, matematik kaygısının bu sınırlı kapasiteyi tüketerek performansı düşürdüğünü göstermektedir (Ashcraft ve Kirk, 2001). Yani “aklım boşaldı” dediğiniz an, çoğu zaman bilginin kaybolması değil, ona ulaşacak yerin dolmasıdır.

İlginç bir ayrıntı da şudur: çalışma belleği güçlü öğrenciler bu durumdan daha çok etkilenebilir, çünkü bu öğrenciler işlem yaparken o kapasiteye daha fazla dayanır (Ramirez ve ark., 2013). Sınavda donup kalan başarılı öğrencilerin hikâyesi bu nedenle kulağa tanıdık gelir.

Sınavdan önce: masayı boşaltmak

Kaygınızı yazın

Sınavdan hemen önce on dakika kadar, sınavla ilgili duygu ve düşüncelerinizi kâğıda dökün. Düzgün yazmak gerekmez, kimse okumayacak. Lise öğrencileriyle yapılan bir çalışmada, sınav kaygısı yüksek olup sınavdan önce bu şekilde yazan öğrenciler, kaygılı ama başka bir konuda yazan öğrencilerden ortalama daha yüksek not almıştır (Ramirez ve Beilock, 2011). Bu çalışma biyoloji sınavında yapılmıştır; matematik problemleriyle yapılan bir çalışmada da benzer bir yarar görülmüş (Park ve ark., 2014), ancak daha sonraki bir çalışmada aynı sonuç elde edilememiştir. Yani bu kesin bir çözüm değil, ama denemesi kolay ve zararsız bir yöntemdir.

Odaklı nefes alın

Dikkatinizi birkaç dakika boyunca yalnızca nefesinize verin: burnunuzdan alın, nefes verişinizi biraz uzatın, aklınız dağıldığında yeniden nefese dönün. Üniversite öğrencileriyle yapılan küçük bir çalışmada, odaklı nefes egzersizi matematik kaygısı yüksek öğrencilerin kendilerini daha sakin hissetmesini ve işlem sınavında daha iyi sonuç almasını sağlamıştır (Brunyé ve ark., 2013).

“Sakinim” değil, “heyecanlıyım” deyin

Kalp hızlanmışken “sakin ol” demek çoğu zaman işe yaramaz, çünkü beden buna inanmaz. Bir çalışmada zor matematik sorularından önce kendini heyecanlı olarak tanımlaması istenen kişiler, sakinleşmeye çalışanlardan daha iyi sonuç almıştır (Brooks, 2014). Başka bir çalışmada da sınav öncesi bedensel uyarılmanın performansa yardımcı olabileceği anlatılan öğrenciler matematik bölümünde daha başarılı olmuştur (Jamieson ve ark., 2010). Çarpan kalbinizi bir tehlike işareti olarak değil, bedeninizin size enerji verdiği bir an olarak yorumlamayı deneyin.

Sınav sırasında: donup kaldığınızda

  1. Kalemi bırakın, 30 saniye durun. Yavaş üç nefes alın. Bu süre size zaman kaybettirmez, aksine aynı satırı dakikalarca okumaktan kurtarır.
  2. Soruyu işaretleyip geçin. Takıldığınız soruda inat etmeyin. Kolay bir soruyu çözmek hem puan getirir hem de özgüveninizi geri verir.
  3. Boş köşeye yazın. Hatırladığınız formülleri, verilenleri, küçük ara işlemleri kâğıda dökün. Kâğıda yazdığınız her şey zihninizdeki masada yer açar.
  4. Saate değil, soruya bakın. Saati sürekli kontrol etmek yerine, önceden belirlediğiniz birkaç noktada kontrol edin.
  5. Kendinizle konuşmayı değiştirin. “Bitti, yapamıyorum” yerine “Şimdi sıradaki soruya bakıyorum” deyin. Tek bir sonraki adım, bütün sınavı düşünmekten daha kolaydır.

Sınavdan sonra: panik yerine analiz

Sonucu gördükten sonra kendinizi suçlamak yerine yanlış ve boşları sınıflandırın: bilmediğim, işlem hatası yaptığım, süre yetmediği için bıraktığım, panik nedeniyle yapamadığım. Bu ayrım, bir sonraki sınava hazırlanırken nereye odaklanacağınızı gösterir.

Bu tekniklerin hepsi birer destektir, konu eksiğinin yerini tutmaz. Asıl güven, sınav koşullarına benzer ortamda tekrar tekrar başarılı olmaktan gelir. Çalışmanızı bu yönde düzenlemek isterseniz eğitim koçluğu desteğimizi inceleyebilirsiniz. Kaygı sınav salonunun dışında da yaşamınızı etkiliyorsa psikolojik danışmanlık sizin için daha doğru bir adım olabilir.

Daha fazlası için: Matematik kaygısı nedir? · Çocuğum matematikten korkuyor: Veli rehberi

Kaynaklar

  • Ashcraft, M. H. ve Kirk, E. P. (2001). The relationships among working memory, math anxiety, and performance. Journal of Experimental Psychology: General, 130(2), 224–237. doi.org/10.1037/0096-3445.130.2.224
  • Brooks, A. W. (2014). Get excited: Reappraising pre-performance anxiety as excitement. Journal of Experimental Psychology: General, 143(3), 1144–1158. doi.org/10.1037/a0035325
  • Brunyé, T. T. ve ark. (2013). Learning to relax: Evaluating four brief interventions for overcoming the negative emotions accompanying math anxiety. Learning and Individual Differences, 27, 1–7. doi.org/10.1016/j.lindif.2013.06.008
  • Jamieson, J. P. ve ark. (2010). Turning the knots in your stomach into bows: Reappraising arousal improves performance on the GRE. Journal of Experimental Social Psychology, 46(1), 208–212. doi.org/10.1016/j.jesp.2009.08.015
  • Park, D., Ramirez, G. ve Beilock, S. L. (2014). The role of expressive writing in math anxiety. Journal of Experimental Psychology: Applied, 20(2), 103–111. doi.org/10.1037/xap0000013
  • Ramirez, G. ve Beilock, S. L. (2011). Writing about testing worries boosts exam performance in the classroom. Science, 331(6014), 211–213. doi.org/10.1126/science.1199427
  • Ramirez, G. ve ark. (2013). Math anxiety, working memory, and math achievement in early elementary school. Journal of Cognition and Development, 14(2), 187–202. doi.org/10.1080/15248372.2012.664593

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Psikolojik Danışmanlık yazılarına dön